Başarıyı Değil Emeği Takdir Etmenin Önemi

Övgü bağımlılığında erteleme davranışının artışı



Sürekli alkış almaya alışan bir küçük birey, zamanla başkalarının onayını değer olarak görmeye başlayabilir. Bu durum, çocuğun yaptığı işi kendi içsel zevki için değil, yalnızca pekiştirme almak için yapmasına yol açar. Uzmanlar bu döngüyü onay bağımlılığı olarak tanımlar. Kavramın özünde, çocuğun öz saygısını dış dünyanın onayına bağlaması yatar. Bu tür bir bağlılık, ilk bakışta zararsız görünebilir ama uzun vadede kaygı gibi sonuçlar doğurabilir. Örneğin her oyun sonrasında sadece harika duyan çocuk, bir gün hata yaptığında kendini değersiz hissedebilir. Bu nedenle kavramı doğru anlamak, ebeveyn ve öğretmenler için temel adımdır. Sözlerimizin çocuğun zihninde nasıl bir iz bıraktığını görmek, sağlıklı bir büyüme için vazgeçilmezdir. Övgünün sıklığından çok, niteliği önemlidir. Çocuğa “sen çok zekisin” demek yerine, “bu problemi çözmek için ne kadar emek verdin” demek, odağı dış beğeniden süreç yönüne kaydırır. Böylece çocuk, performansını değil öğrenme yolculuğunu anlamlı görmeyi öğrenir.


Dış onaya aşırı bağlı yetişen çocuklar, yetişkinlikte de tanıdık kalıpları sürdürebilir. Bu durumun boyutu, sadece akademik başarıyla sınırlı değildir; arkadaşlık ilişkilerinden kariyer seçimlerine kadar hayatın her alanında hissedilir. Erken dönemde görülen bir bağımlılık eğilimi, ileride daha kapsamlı sorunların önüne geçmeye yardımcı olur. Çocuğun içsel motivasyonunu korumak, onu denemekten alıkoymayan bir ortam sağlamak demektir. Bu sayede çocuk, hata yapmanın öğrenmenin doğal bir parçası olduğunu kavrar. Ayrıca dengeli bir geri bildirim, çocuğun kendini sağlıklı değerlendirmesine olanak tanır. Abartılı övgü yerine ayrıntılı ve samimi bir ilgi göstermek, çocuğun öz saygı duygusunu besler. Sonuç olarak, içsel motivasyonu destekleyen bir yaklaşım, çocuğun dengeli gelişimi için kritik bir rol oynar.


Bu süreci sağlıklı yönetmek için adım adım bir yol izlemek faydalıdır. İlk olarak, çocuğa verilen övgülerin biçimini gözden geçirmek gerekir. Sonuca değil, çabaya, stratejiye ve azme odaklanan ifadeler kullanmak gereklidir. İkinci adımda, çocuğa seçim hakkı tanımak, onun kendi amaçlarını belirlemesine yardımcı olur. Üçüncü olarak, hata yapıldığında suçlamak yerine yapıcı sorular sormak, öğrenme sürecini canlı tutar. Dördüncü adımda, çocuğun ilgi alanlarını denemesine izin vermek, dış ödüllerden bağımsız bir motivasyon kazanmasını sağlar. Son olarak, düzenli aralıklarla çocukla konuşup duygularını anlamaya çalışmak gerekir. Bu adımların her biri, çocuğun kişisel ihtiyaçlarına göre uyarlanmalı ve sabırla uygulanmalıdır.


Bu yaklaşımı uygulamak için temel bazı araç ve kaynaklardan yararlanılabilir. Öncelikle, çocuk gelişimi ve motivasyon konusunda uzman kaynaklar okumak, ebeveynin bakış açısını zenginleştirir. Bir çocuk psikoloğu veya rehber öğretmenle düzenli görüşmek, süreci profesyonel bir zemine oturtur. Ev ortamında ise çocuğun üretmesine imkan tanıyan malzemeler, örneğin boya seti, bilim deneyi kitapları veya serbest oyuncaklar değerli olabilir. Aile içinde ortak bir iletişim dili oluşturmak, tüm bakım verenlerin aynı mesajı vermesini sağlar. Bir günlük tutmak, çocuğun ilerlemesini ve tepkilerini kaydetmeyi kolaylaştırır. Ayrıca okul ile iş birliği yapmak, öğretmenlerin de aynı yaklaşımı benimsemesine yardımcı olur. Bu hazırlıklar, sürecin kalıcı olması için temel bir zemin oluşturur ve çocuğun gelişimini destekler.


Başlangıç düzeyinde bu konuyla ilgilenen ebeveynler için küçük ama etkili adımlar atmak mümkündür. İlk öneri, gün içinde çocuğa küçük kez, sonuçtan bağımsız olarak ilgi göstermektir; örneğin “bugün neyi merak ettin” gibi bir soru dile getirmek çok etkili olabilir. İkinci öneri, övgüyü belirgin davranışlara bağlamaktır; “resmindeki renk geçişlerini çok güzel düşünmüşsün” gibi bir cümle, çocuğun düşünce sürecini görünür kılar. Üçüncü olarak, çocuğa küçük sorumluluklar vermek, özyeterlilik duygusunu artırır. Dördüncü öneri, hata anlarını sıradanlaştırmak için kendi hatalarınızı da çocukla paylaşmaktır. Son olarak, sabırlı olmak ve değişimin zaman gerektirdiğini hatırlamak gerekir. Bu küçük adımlar, çocuğun dış onaydan bağımsız, sağlıklı ve güvenli bir benlik geliştirmesine destek olur.


Sürekli övgü almaya alışmış bir çocuk, zamanla yaptığı işin değerinden çok takdirin kendisine odaklanabilir. Ebeveynler istemeden her başarıda aynı ifadeleri tekrarladığında, çocuk bu tepkiyi bir hedef haline getirebilir. Bu noktada en büyük risk, çocuğun öğrenme deneyimi yerine sonuca ve dışarıdan gelen onaya bağlı kalmasıdır. Özellikle ilk yaşlarda kurulan bu bağ, ilerleyen yıllarda başarısızlık karşısında belirgin bir kaygıya dönüşebilir. Çocuğun hata yapmaktan çekinmesi, yeni uğraşlardan kaçınması ise fark edilmeyen yavaş gelişen sorunlar arasında yer alır. Bu nedenle övgünün miktarından çok, içeriğine dikkat etmek gerekir. Çaba, strateji ve gelişim üzerine kurulu geri vermek, çocuğun kendi potansiyelini fark etmesine yardımcı olur. Aksi halde çocuk, çevrenin beklentisini karşılamaya odaklanırken kendi ilgi alanlarını geri plana atabilir. Bu süreçte ebeveynin sabırlı bir tutum sergilemesi, riskleri önemli ölçüde azaltır.


Övgüyü sonuca yönelik olarak kullanmak, çocuk üzerindeki etkiyi kökten değiştirebilir. Kişiye yönelik ifadeler olan harikasın gibi sözler, çocuğun kimliğini başarıyla eşitlemesine yol açabilir. Buna karşılık süreç odaklı geri olan bu konuda epey çalıştın gibi ifadeler, çocuğun kendini yeniden üretebilir olarak görmesini sağlar. Bir yaklaşım ödül sistemine dayanırken, diğeri içsel motivasyonu desteklemeye odaklanır. Ödüller kısa vadede hızlı sonuçlar verse de, uzun vadede çocuğun ilgisini körleştirebilir. Öte yandan sessiz destek gibi daha az dışa vurumlu bir yöntem, çocuğa özerklik alanı tanır. Hangi yaklaşımın daha uygun olduğu, çocuğun yaşına göre değişir. Her bireysel farklı davranış gösterdiğinden, tek bir reçete her durumda işe yaramaz. Karşılaştırmalı gözlem yapmak, ebeveyne daha esnek kararlar aldırır.


Gerçek hayattan bir örnekte on bir yaşındaki bir çocuk, matematik yarışmalarında her seferinde birinci olmaya alışmıştı. Ailesi her sertifika aldığında büyük törenler düzenliyordu. Bir gün zorlu bir sınavda beklediği sonucu alamayınca çocuk, günlerce okula gitmek istemedi. Öğretmeni, çocuğun temelde sonuca takılı kaldığını fark etti. Aileyle yapılan görüşmede, övgünün emek yerine ödüle yönelik olduğu tartışıldı. Ebeveynler yavaş yavaş tutumlarını değiştirdi ve çocuğun denemelerini fark eden ifadeler kullanmaya başladı. Birkaç ay sonra çocuk, yanlışlarından ders çıkaran biri hâline geldi. Bu örnek, değişimin başarılabilir olduğunu kanıtlarken, sürecin sabır gerektirdiğini de ortaya koyuyor.


Uzun vadede sürekli koşullu övgü, çocuğun özgüveninin değişken bir temele oturmasına neden olabilir. Ergenlik döneminde başarısızlığa karşı aşırı bir hassasiyet gelişebilir. Yetişkinlikte ise iş hayatında sürekli onay arayan, mükemmeliyetçi bir eğilim ortaya çıkabilir. Buna karşılık çabayı ve ilerlemeyi öne çıkaran bir yaklaşım tarzı, direnci güçlendirir. Çocuk, hatayı doğal bir parça olarak görmeyi öğrenir. Bu tür bir bakış sürdürülebilir motivasyonun temelini oluşturur. Uzun vadeli başarı, dışarıdan gelen onaydan ziyade içsel tatminle ilişkilidir. Ebeveynin rolü, çocuğu sürekli ayakta tutmak değil, kendi ayaklarının üzerinde durmayı bulmasına destek olmaktır.


İleri düzeyde bir yaklaşım, övgüyü kökten ortadan kaldırmak değil, onu bilinçli bir biçimde kullanmaktır. Çocuğa kendi değerlendirme yapma fırsatı vermek, dışsal onaya olan bağımlılığı azaltır. Örneğin ne düşünüyorsun gibi açık uçlu sorular, çocuğun öz değerlendirme becerisini geliştirir. Hatalar üzerinden tartışmak ve bunları öğrenme fırsatına dönüştürmek de önemlidir. Ebeveynlerin öz tutumlarını gözden geçirmesi, sürecin en temel parçasıdır. Gerektiğinde bir uzmandan destek almak da yararlı olabilir. Sonuç olarak, olgun bir motivasyon, çocuğun içsel ilgisinden, çabasından ve gelişme isteğinden doğar. Bu dengeyi kurmak çaba gerektirse de, çocuğa verilebilecek en uzun ömürlü hediyelerden biridir.


Övgünün çocuğun iç motivasyonuna etkisi



Çocuklar büyüdükçe yetişkinlerin tepkilerini sürekli izler ve hangi davranışın takdir gördüğünü hızla öğrenir. Bu beklenen öğrenme süreci bağlamında verilen övgü, çocuğun davranışını güçlendirir. Ancak övgü her an ve koşulsuz sunulduğunda, çocuk eylemi değil, beğeniyi hedeflemeye başlayabilir. Bu durum kademeli olarak içsel bir ihtiyaç haline gelir. Çocuk kendiliğinden öğrenmek yerine takdir alabileceği alanları seçmeye yönelir. Böylece yaratıcılık gelişimi engellenebilir. Ebeveynlerin her fırsatta tekrarladığı dev sözler, çocuğun kendi değerini onay mekanizmalarından tartmasına neden olabilir. Bu bu yüzden övgünün içeriği kadar bağlamı de önemlidir.


Ebeveynlerin farkında olmadan yaptığı yanlışlar



En bilinen hata, çocuğun kişiliğini övmek yerine sonucu sürekli öne çıkarmaktır. "Çok zekisin" gibi kalıp ifadeler, çocuğa sınanamaz bir kimlik dayatır. Oysa "bu bulmacayı çözmek için epey uğraştın" gibi emek odaklı bir dil, çocuğun sabretmekten keyif almasını sağlar. Bir ikinci sık hata ise övgünün her küçük harekette tekrarlanmasıdır. Sürekli alkışlanan çocuk, hata yaptığı anlarda utanç hissedebilir. Bir diğer sorun ise başarısızlığa tavır gösterilmemesi veya abartılı tepki verilmesidir. Her iki durumda da çocuk, başarısızlığın öğrenmenin doğal bir parçası olduğunu anlayamaz.


Çocuk gelişimi uzmanlarının önerdiği ipuçları


Uzmanlar, övgünün ayrıntılı ve samimi olmasını vurguluyor. "Bu resmi özgün yapmışsın, bilhassa gökyüzündeki detayları sevdim" gibi bir cümle, çocuğa hangi kısmı doğru yaptığını hissettirir. Ayrıca çocuğa görüşünü sormak de yararlı bir yöntemdir. "Bu etkinlikte en çok hangi kısmı eğlendin?" gibi bir soru, çocuğun bağımsız değerlendirme yetisini güçlendirir. Övgüyü ölçülü tutmak değil, yerinde kullanmak gerekir. Ebeveyn, destekleyici bir ilgiyi daima sürdürürken, takdir etmeyi bilinçli bir tercih olarak görmelidir.


Çocuğa sunulan onayın önemi ve zamanı



Övgünün maliyeti çoğu zaman maddi bir harcama olmadığı için de, zihinsel bir bedel doğurabilir. Ebeveynlerin her küçük ilerlemede hediye ya da abartılı ödül uygulaması, çocuğun takdir ihtiyacını büyütebilir. Bu nedenle aile bütçesinin paralelinde "takdir bütçesi"nin de planlanması faydalıdır. Zamanlama yönünden ise övgünün hemen verilmesi, emeğin hemen ardından yapılması açısından önemlidir. Ancak her an değil, yerinde anlarda hem ölçülü şekilde yapılmalıdır. Örneğin proje sonrasında değil tüm aylar boyunca yapılan emek takdir görülmelidir.


Okul dönemleri ile tatillerde takdir yaklaşımı



Okul dönemleri boyunca çocuğa karşı övgü sıklığı sınav zamanlarında genellikle yoğunlaşır. Bu zamanda ebeveynler, sonucun üzerine fazla odaklanarak çocuğun hazırlık sürecini gözden ırak tutabilir. Oysa sınav sonuçlarından farklı olarak düzenli çalışma davranışı onaylandığında çocuk sürecin ağırlığını daha güçlü kavrar. Yaz aylarında ise övgü biraz hafif ve serbest olmalıdır. Çocuğun bahçede kurduğu bir düzen, yaptığı bir kukla veya yaptığı bir özgün şey, içten bir dinlemeyle karşılanmalıdır. Bu yaklaşım, çocuğun her uğraşı bir performans gibi algılamasını engeller.


Takdir ve çocuk gelişimi hakkında merak edilenler


Genellikle sorulan konulardan biri, "Çocuğumu hiçbir şekilde övmemeli miyim?" sorusudur. Cevap kesinlikle hayırdır; övgü çocuk ilerlemesinin önemli bir parçasıdır. belirleyici unsur övgünün türü ve ölçüsüdür. Bir diğer merak edilen soru, "Çocuk sürekli ödül beklerse ne yapmalıyım?" biçimindedir. Bu noktada ödülleri yavaş yavaş azaltmak, yerine birlikte zaman geçirmek ve çocuğun kendi duygularını paylaşmasını teşvik etmek yararlı olabilir. Son olarak, "Bir yanlış yaptığında ne demeliyim?" soruya gelince yine, hatayı yargılamadan konuşmak, çocuğun hangi deneyimi kazandığını sormak ve bir dahaki denemesini cesaretlendirmek en doğru yaklaşımdır.

Yanıtla
Bu konuda daha once hic bu kadar duzgun bir perspektif okumamistim.
Yanıtla
Cidden guzel bir paylasim, emegine saglik.
Yanıtla
Gelismeye acik.
Yanıtla
Tesekkurler, yararli bir workshop.
Yanıtla
Bu konuda daha once hic bu kadar guzel bir konu okumamistim.
Yanıtla
Sonunda buldum. Benim de bu konuda deneyimim oldu.
Yanıtla
guzel bir konu, ellerine saglik.
Yanıtla

Forumdan Konular